YABANCI HAKEM KARARLARININ TANINMASI VE TENFİZİ

A- GİRİŞ

Küreselleşmeyle birlikte uluslararası ticaret ve ekonomik ilişkiler hızla gelişmiş, buna bağlı olarak farklı ülkelerde bulunan kişi ve şirketler arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların sayısı da önemli ölçüde artmıştır. Bu uyuşmazlıkların çözümünde taraflara usul serbestisi tanıması, uyuşmazlığın alanında uzman kişiler tarafından karara bağlanmasına imkan vermesi ve çoğu durumda devlet yargısına kıyasla daha hızlı bir çözüm sunması nedeniyle tahkim, uluslararası ticari hayatın en önemli alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri haline gelmiştir.

Tahkim yargılamasının amacına ulaşabilmesi ise yalnızca hakem kararının verilmesiyle değil, verilen kararın taraflar bakımından etkili sonuçlar doğurabilmesiyle mümkündür. Özellikle hakem kararının verildiği devlet ile kararın icrasının talep edildiği devletin farklı olması halinde, söz konusu kararın ilgili devlette tanınması veya tenfiz edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi, milletlerarası tahkimin etkinliğini ve güvenilirliğini sağlayan temel unsurlardan birini oluşturmaktadır. Nitekim tarafların tahkimi tercih etmelerindeki en önemli etkenlerden biri, verilen hakem kararlarının farklı devletlerde de hukuki koruma ve icra kabiliyeti elde edebilmesidir.

Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda uluslararası düzeyde en önemli düzenleme 1958 tarihli New York Sözleşmesi olup, Türkiye de bu Sözleşme’ye taraftır. Türk hukukunda ayrıca 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin temel hükümleri içermektedir. Bununla birlikte yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi mutlak olmayıp tahkim anlaşmasının geçerliliği, savunma hakkının korunması, tahkime elverişlilik ve kamu düzenine aykırılık gibi hususlar bakımından belirli bir yargısal denetime tabi tutulmaktadır. Bu çalışmada yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin hukuki esaslar, MÖHUK ve New York Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde incelenecektir.

B- YABANCI HAKEM KARARI KAVRAMI

Bir hakem kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi için öncelikle bu kararın yabancı hakem kararı niteliğini taşıması gerekir1. Ancak 5718 sayılı MÖHUK’ da yabancı hakem kararının tanımına açıkça yer verilmemiştir. Bu nedenle söz konusu kavram, doktrin ve yargı içtihatları çerçevesinde şekillenmiştir. Bu bağlamda tarafların vatandaşlığı, hakem veya hakem heyetinin milliyeti, hakem kararının verildiği yer ve kararın hangi hukuk düzeni ile hangi devlet otoritesi altında tesis edildiği gibi ölçütler yabancılık unsurunun tespitinde dikkate alınmaktadır2. Türk hukukunda bu konuda temel içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.11.1951 tarihli ve 126/109 sayılı kararıdır3. Anılan kararda, bir hakem kararının yabancı bir hakem otoritesi altında verilmiş olması, onun yabancı hakem kararı sayılması için yeterli kabul edilmiş ve böylece yabancılık unsurunun belirlenmesinde kararın dayandığı hukuki otorite ölçütü benimsenmiştir. Benzer şekilde New York Sözleşmesinde yabancı hakem kararının belirlenmesinde iki temel kriter öngörmektedir. Bunlardan ilki, kararın verildiği yer esasına dayanmakta olup, tenfiz talebinde bulunulan devlet dışında verilen hakem kararları yabancı kabul edilmektedir. İkincisi ise kararın hukuki niteliğine ilişkindir. Buna göre bir hakem kararının, tenfiz talep edilen devlet hukukuna göre milli hakem kararı sayılmaması gerekir.

Bir hakem kararının Türk veya yabancı hakem kararı olarak nitelendirilmesi, uygulanacak hukuk rejimi ve başvurulabilecek kanun yolları bakımından belirleyicidir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca, tahkim hükümleri yalnızca yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklara uygulanmaktadır4. Buna karşılık, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya taraflar yahut hakem/hakem kurulu tarafından bu Kanun hükümlerinin uygulanmasının kararlaştırıldığı uyuşmazlıklara uygulanmaktadır. Bu nedenle, Türkiye’de yürütülen yabancı unsurlu tahkim yargılamaları MTK kapsamında değerlendirilmekte ve bu yargılamalar sonucunda verilen kararlar Türk hakem kararı niteliği taşımaktadır5. Tahkim yerinin Türkiye olarak belirlenmesine rağmen tahkimin MTK’ ya tabi olmayacağının kararlaştırıldığı hallerde, hakem kararının niteliği uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıyıp taşımadığına göre belirlenmektedir. Buna göre, yabancılık unsuru içermeyen uyuşmazlıklar bakımından verilen hakem kararları HMK hükümlerine tabi olacak, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklardan doğan hakem kararları ise yabancı hakem kararı olarak kabul edilerek New York Sözleşmesi ve MÖHUK  hükümleri uyarınca tanıma ve tenfize konu edilecektir6.

Tanınması ve tenfizi talep edilen yabancı hakem kararının ad hoc tahkim veya kurumsal tahkim sonucunda verilmiş olmasının, kural olarak tanıma ve tenfiz bakımından bir etkisi bulunmamaktadır7. Bununla birlikte, kurumsal tahkim merkezleri, önceden belirlenmiş usul kuralları ve kurumsal yapıları sayesinde daha öngörülebilir bir yargılama süreci sunmaktadır. Uygulamada tanıma ve tenfize konu edilen kararların önemli bir kısmı kurumsal tahkim merkezleri tarafından verilen kararlardan oluşmaktadır. Bu kapsamda başlıca kurumsal tahkim merkezleri arasında Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Mahkemesi (ICC), Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi (LCIA), Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticari Tahkim Mahkemesi (ICAC), Viyana Uluslararası Tahkim Merkezi (VIAC), Stockholm Ticaret Odası Tahkim Enstitüsü (SCC), Amerikan Tahkim Birliği (AAA), Hububat ve Yem Ticareti Birliği Tahkim Mahkemesi (GAFTA), Yağlar, Tohumlar ve Katı Yağlar Federasyonu Tahkim Mahkemesi (FOSFA) ve Rafine Şeker Birliği Tahkim Mahkemesi (RSA) yer almaktadır.

C- NEW YORK SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA YABANCI HAKEM KARARLARININ TANINMASI VE TENFİZİ

Tahkim, milletlerarası ticari uyuşmazlıkların çözümünde en etkili alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Taraflar, uyuşmazlıklarının devlet mahkemeleri yerine tahkim yoluyla çözümlenmesini serbest iradeleriyle kararlaştırmaktadır. Bu durum, yargılama sürecine duyulan güveni artırmaktadır. Bununla birlikte, tahkim yargılaması sonucunda verilen hakem kararlarının her zaman gönüllü şekilde yerine getirilmemesi, bu kararların devlet otoritesi aracılığıyla icra edilebilir hale getirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu noktada yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi kurumları önem kazanmaktadır8.

Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi, kural olarak bu kararların tanınması veya tenfiz edilmesine bağlıdır. Her ne kadar uygulamada bu iki kavram çoğu zaman birlikte anılsa da, hukuki nitelikleri ve sonuçları bakımından birbirinden ayrılmaktadır. Tanıma, yabancı hakem kararının verildiği ülke dışında kesin hüküm ve kesin delil etkisinin kabul edilmesini ifade ederken tenfiz, bu karara ayrıca icra kabiliyeti kazandırarak devletin cebri icra mekanizmaları vasıtasıyla uygulanabilir hale gelmesini sağlamaktadır. Bu yönüyle tanıma, kararın hukuki varlığının kabulüne, tenfiz ise icra edilebilir olmasını sağlamaktadır9.

Yabancı bir hakem kararının Türkiye’de tanınması veya tenfizi talep edildiğinde, öncelikle söz konusu kararın hangi hukuki rejime tabi olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, kararın uygulanmasında milli hukuk kurallarının mı yoksa Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin mi esas alınacağının tespiti önem taşımaktadır. Özellikle aynı uyuşmazlığın hem iç hukuk düzenlemelerinin hem de milletlerarası sözleşmelerin kapsamına girdiği durumlarda, uygulanacak normlar arasındaki öncelik ilişkisinin ortaya konulması zorunludur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca, usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bu nedenle, Türkiye’nin taraf olduğu ve milletlerarası tahkime ilişkin hükümler içeren sözleşmeler, iç hukuk bakımından bağlayıcı normatif düzenlemeler niteliğindedir. Ayrıca bu sözleşmeler, milletlerarası tahkim alanına özgü kurallar içermeleri sebebiyle genel kanun hükümlerine nazaran özel hüküm (lex specialis) karakteri taşımaktadır. Bu çerçevede, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin bir uyuşmazlıkta, öncelikle ilgili milletlerarası sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekmektedir10.

Nitekim 5718 sayılı MÖHUK 1/2. maddesinde de Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı olduğu açıkça düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm, aynı konuya ilişkin olarak hem kanuni düzenlemenin hem de milletlerarası sözleşme hükümlerinin mevcut olması halinde, milletlerarası sözleşme hükümlerine öncelik tanınacağını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi bakımından uygulanacak hukuk belirlenirken, öncelikle ilgili milletlerarası sözleşmelerin kapsamı değerlendirilmeli sözleşmelerde hüküm bulunmayan hallerde veya sözleşmenin uygulama alanı dışında kalan durumlarda iç hukuk kurallarına başvurulmalıdır.

1. Sözleşmenin Uygulama Alanı

New York Sözleşmesi, uluslararası tahkim kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin en önemli uluslararası hukuk belgelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Sözleşmenin temel amacı, uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde tahkim mekanizmasının etkinliğini artırmak ve taraflar arasında verilen hakem kararlarının sınır ötesi uygulanabilirliğini güvence altına almaktır. Bu çerçevede Sözleşme, uluslararası ticaretin gerektirdiği hukuki öngörülebilirliği ve güvenliği sağlayarak tahkim yoluyla uyuşmazlık çözümünü teşvik etmektedir. Günümüzde Türkiye’nin de taraf olduğu Sözleşme, 170’ten fazla devlet tarafından kabul edilmiş olup, uluslararası tahkim alanında en geniş katılıma sahip ve en yaygın uygulanan uluslararası hukuk metinlerinden biri niteliğindedir.

Türkiye, New York Sözleşmesi’ni onaylarken iki çekince ileri sürmüştür. Bunlardan ilki karşılıklılık (mütekabiliyet) çekincesi olup, Sözleşme hükümlerinin yalnızca diğer akit devletlerin ülkesinde verilen hakem kararları bakımından uygulanacağını öngörmektedir. İkincisi ise ticari ilişki çekincesi olup, Sözleşmenin yalnızca Türk hukukuna göre ticari nitelikte kabul edilen sözleşmesel veya sözleşme dışı hukuki ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıklar hakkında uygulanmasını ifade etmektedir. Bu nedenle Türkiye’de bir yabancı hakem kararının tanınması veya tenfizi talep edildiğinde, öncelikle kararın bir akit devlette verilmiş olması ve uyuşmazlığın Türk hukuku bakımından ticari nitelik taşıması gerekmektedir.

New York Sözleşmesi’nin 1. maddesi uyarınca sözleşme, tanınması veya tenfizi talep edilen devletten başka bir devlet ülkesinde verilmiş hakem kararlarının tanınması ve tenfizine uygulanmaktadır. Ayrıca sözleşme, verildiği ülkeye göre “milli nitelikte olmayan” hakem kararlarını da kapsamına almaktadır. Bu çerçevede New York Sözleşmesi’nin uygulama alanı, yabancı veya milli sayılmayan hakem kararlarının tanınması ve tenfizi ile sınırlıdır11. Bununla birlikte, tahkime konu uyuşmazlığın belirli bir sözleşmesel ilişkiden doğması zorunlu olmayıp, sözleşmenin uygulama alanı bu yönüyle geniş bir şekilde düzenlenmiştir.

Türkiye bakımından yapılan değerlendirmede, New York Sözleşmesi uyarınca bir hakem kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi için, kararın ya Türkiye dışında Sözleşme’ye taraf bir devlette verilmiş olması ya da Türk hukukuna göre yabancı nitelik taşıması, başka bir ifadeyle yabancı usul kurallarına göre tesis edilmiş bir tahkim sürecinden doğmuş bulunması gerekmektedir.

2. Tanıma ve Tenfiz Şartları

MÖHUK ve New York Sözleşmesi’nde yabancı hakem kararlarının tanıma ile tenfiz şartları bakımından farklılık yoktur. Zira, MÖHUK m. 63’te hakem kararlarının tanınmasının, tenfiz koşullarına tabi olduğu açıkça düzenlenmiş, New York Sözleşmesi’nde de bu konuda bir ayrım yapılmamıştır. New York Sözleşmesi’ne göre bir hakem kararının tenfiz edilebilmesi için, (i) taraflar arasında bir yazılı tahkim anlaşması bulunmalı ve (ii) New York Sözleşmesi m. V’te belirtilen tenfiz engelleri söz konusu olmamalıdır. MÖHUK’un konuya ilişkin getirdiği düzenleme de genel olarak New York Sözleşmesi’ne paraleldir12.

2.1. Taraflar Arasında Yazılı Tahkim Anlaşmasının Varlığı

New York Sözleşmesi, tahkim anlaşmasının kapsamı, şekli ve geçerliliğine ilişkin temel esasları m. II hükmünde düzenlemiştir. Sözleşme’nin m. II/1 hükmü uyarınca taraf devletler, sözleşmeye dayalı olsun veya olmasın belirli bir hukuki ilişkiden doğan ya da doğabilecek ve tahkime elverişli nitelikteki uyuşmazlıkların tamamının veya bir kısmının tahkim yoluyla çözümlenmesini öngören yazılı tahkim anlaşmalarını tanımayı taahhüt etmektedir. Böylece, Sözleşme’ ye uygun şekilde kurulan tahkim anlaşmalarının bütün taraf devletlerde geçerli kabul edilmesi ve uyuşmazlıkların devlet mahkemeleri yerine tahkim yoluyla çözümlenmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Türk hukuku bakımından da New York Sözleşmesi’nin benimsediği yaklaşım esas alınmıştır. Nitekim 4686 sayılı MTK’nın 4. maddesinde yer alan tahkim anlaşmasının tanımı, New York Sözleşmesi’nin m. II/1 hükmüyle büyük ölçüde paralellik göstermektedir.

Bunun yanında, New York Sözleşmesi tahkim anlaşmasının yalnızca tanımını yapmakla yetinmemiş, geçerliliğine uygulanacak hukuku da düzenlemiştir. Sözleşme’nin m. V/1(a) hükmüne göre tahkim anlaşmasının geçerliliği, öncelikle tarafların anlaşmayı tabi kıldıkları hukuka göre belirlenecektir. Tarafların bu konuda bir hukuk seçimi yapmamış olmaları halinde ise hakem kararının verildiği yer hukuku uygulanacaktır.

Tahkim anlaşmasının şekline ilişkin düzenleme ise Sözleşme’nin m. II/2 hükmünde yer almaktadır. Buna göre taraflarca imzalanmış bir tahkim sözleşmesi veya asıl sözleşmeye konulan tahkim şartı ile mektup, telgraf veya benzeri yazılı iletişim araçları vasıtasıyla yapılan karşılıklı irade açıklamaları yazılı şekil şartını karşılamaktadır.

Geçerli bir tahkim anlaşmasının devlet mahkemeleri üzerindeki etkisi ise Sözleşme’nin m. II/3 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre, taraf devlet mahkemesinin önüne geçerli bir tahkim anlaşmasının kapsamına giren bir uyuşmazlık geldiğinde, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme, tahkim anlaşmasının hükümsüz veya uygulanmasının imkansız olduğu sonucuna varmadıkça uyuşmazlığı tahkime sevk etmekle yükümlüdür. Mahkeme bu incelemeyi, Sözleşme’nin m. V/1(a) hükmü uyarınca öncelikle tarafların seçtiği hukuka, böyle bir hukuk seçiminin bulunmaması halinde ise hakem kararının verildiği yer hukukuna göre yapacaktır13.

Uygulamada yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi aşamasında karşılaşılan sorunların önemli bir kısmı, tahkim anlaşmasının düzenlenmesi sırasında yapılan eksikliklerden kaynaklanmaktadır. Örneğin, tahkim şartının belirsiz ifadeler içermesi, yazılı şekil şartına uygun şekilde kurulmaması veya tarafların iradesini açık ve kesin biçimde yansıtmaması, tanıma ve tenfiz aşamasında tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin itirazlara neden olabilmektedir. Bu nedenle tahkim şartının açık, tereddüde yer vermeyecek şekilde ve New York Sözleşmesi’nin öngördüğü şartlara uygun olarak kaleme alınması önem taşımaktadır. Ayrıca tahkim yerinin New York Sözleşmesi’ne taraf bir devlette belirlenmesi ve mümkün olduğunca tahkim dostu bir hukuk sisteminin tercih edilmesi, hakem kararlarının tanınması ve tenfizi bakımından uygulamada önemli kolaylıklar sağlamaktadır14.

2.2. Tenfiz Engelleri

Türk hukukunda, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi yargılamasında kabul edilen temel ilkelerden biri, hakem kararının maddi vakıalar ve hukuki değerlendirmeler bakımından yeniden incelenememesidir (révision au fond yasağı). Bu ilke uyarınca tenfiz mahkemesi, hakem kararının esasını denetleyemez. İncelemesini yalnızca New York Sözleşmesi’nde öngörülen tenfiz engellerinin bulunup bulunmadığı ile sınırlı olarak gerçekleştirir. Bununla birlikte, kamu düzeni istisnası bu ilkenin en önemli sınırını oluşturmaktadır. Ne var ki uygulamada, özellikle Türk hukukunun uyuşmazlığa uygulanacak hukuk olarak belirlendiği bazı uyuşmazlıklarda, Yargıtay’ın kamu düzeni kavramını geniş yorumladığı ve bu kapsamda hakem kararının esasına yönelik değerlendirmelerde bulunduğu görülmektedir. Bu yaklaşım, tenfiz yargılamasının hakem kararının doğruluğunu denetleyen bir incelemeye dönüşmesi riskini beraberinde getirmekte ve révision au fond yasağının kapsamını daraltmaktadır.

Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinin reddine yol açabilecek sebepler, New York Sözleşmesi’nin V. maddesinde sınırlı sayıda (numerus clausus) düzenlenmiştir15. Söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin en önemli hükümlerinden birini oluşturmakta olup, yabancı hakem kararlarının mümkün olduğunca tanınması ve tenfiz edilmesi amacına hizmet etmektedir. Bu nedenle, tenfizin reddi istisnai nitelikte olup yalnızca Sözleşme’de öngörülen ret sebeplerinden birinin varlığı halinde gündeme gelebilecektir.

Bu noktada, New York Sözleşmesi’nin resmi Türkçe tercümesi ile İngilizce orjinal metni arasında önemli bir farklılık bulunduğuna da dikkat çekmek gerekir. Sözleşme’nin İngilizce metninde, V. maddede sayılan ret sebeplerinin mevcut olması halinde mahkemenin tenfiz talebini “reddedebileceği” (may be refused) ifade edilmekte ve böylece hakime takdir yetkisi tanınmaktadır. Buna karşılık, Türkçe metinde kullanılan ifade, ret sebeplerinden herhangi birinin varlığı halinde tenfizin zorunlu olarak reddedilmesi gerektiği yönünde bir anlam doğurmaktadır. Benzer bir yaklaşımın MÖHUK 62. maddesinde de benimsenmiş olması, uygulamada aynı sorunun devam etmesine neden olmaktadır. Nitekim söz konusu hükümde mahkemenin tenfiz istemini “reddedeceği” ifade edilmiş olup, bu düzenleme New York Sözleşmesi’nin orijinal metninde hakime tanınan takdir yetkisini yansıtmamaktadır. Bunun sonucu olarak Türk mahkemeleri, Sözleşme’nin V. maddesinde sayılan ret sebeplerinden birinin varlığını tespit ettiklerinde çoğunlukla doğrudan tenfiz talebini reddetme eğilimi göstermektedir16.

New York Sözleşmesi’nin m. V hükmünde düzenlenen tenfiz engelleri, bunların kim tarafından ileri sürüleceği dikkate alınarak iki ayrı kategori altında ele alınmıştır. İlk grupta, aleyhine tenfiz talep edilen tarafça ileri sürülmesi ve ispat edilmesi gereken ret sebepleri yer almaktadır. Buna göre;

m. V/1(a): Tahkim anlaşmasının tarafları ehliyetsiz ise veya anlaşma, tabi kılındığı hukuka, böyle bir hukukun olmaması durumunda, kararın verildiği yer hukukuna göre geçersiz ise,

m. V/1(b): Hakem kararı aleyhine sonuçlanan tarafın adil yargılanma ve savunma hakları ihlal edilmişse,

m. V/1(c): Hakem kararında tahkim anlaşmasının dışında kalan bir konuda karar verilmiş ya da hakemler yetkilerini aşarak karar vermişlerse,

m. V/1(d): Hakem seçim yöntemine veya tahkimin tâbi olduğu usul kurallarına, böyle bir hukuk yoksa kararın verildiği yer usul hukukuna aykırılık varsa,

m. V/1(e): Hakem kararı taraflar bakımından bağlayıcılık kazanmamış ya da iptal edilmişse,

bu hususların aleyhine tenfiz talep edilen taraf tarafından ileri sürülmesi ve ispat edilmesi halinde, yabancı hakem kararının tanınması veya tenfizi reddedilebilecektir.

Buna karşılık, New York Sözleşmesi’nin m. V/2 hükmünde yer alan ret sebepleri, tarafların ileri sürmesine bağlı olmayıp mahkeme tarafından resen dikkate alınmaktadır. Anılan hükme göre;

m. V/2(a): Tanıma veya tenfizi istenen hakem kararının ilişkin olduğu uyuşmazlık tanıma veya tenfiz ülkesi hukukuna göre tahkim yolu ile çözümü mümkün olmayan bir meseleye ilişkin ise (tahkime elverişli değilse),

m. V/2(b): Hakem kararının tanınması ya da tenfizi tanıma veya tenfiz talep edilen devletin kamu düzenine aykırı ise,

Mahkeme, bu hususları kendiliğinden dikkate alarak tanıma veya tenfiz talebini reddedebilecektir.

Esasen New York Sözleşmesi, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizini istisna değil, temel ilke olarak benimsemiştir. Bu nedenle tanıma veya tenfiz talebinde bulunan tarafın, kural olarak yalnızca Sözleşme’de öngörülen belgeleri, yani tahkim anlaşması ile hakem kararını mahkemeye ibraz etmesi yeterlidir. m. V/2 kapsamında mahkemece resen dikkate alınacak haller dışında, tenfiz engellerinin varlığını ileri sürme ve bunları ispat etme yükü aleyhine tenfiz talep edilen tarafa aittir.

Bununla birlikte, ret sebeplerinden birinin mevcut olması, mahkemenin her durumda tanıma veya tenfiz talebini reddetmesini zorunlu kılmamaktadır. Daha önce de belirtildiği üzere, New York Sözleşmesi’nin orijinal metni hakime bu konuda takdir yetkisi tanımakta olup, somut olayın özelliklerine göre ret sebebinin varlığına rağmen yabancı hakem kararının tanınmasına veya tenfizine karar verilmesi de mümkündür17.

3. Tanıma ve Tenfiz Usulü

3.1. Uygulanacak Muhakeme Usulü

New York Sözleşmesi’nin başlığı “Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi” olsa da, Sözleşme tanımaya ilişkin özel bir usul düzenlemesi öngörmemiş, tenfiz bakımından ise yalnızca tenfizin şartlarını belirlemekle yetinmiştir. Tanıma ve tenfiz yargılamasının usulüne ilişkin hususlar, büyük ölçüde tenfiz talebinin ileri sürüldüğü devletin usul hukukuna bırakılmıştır. Nitekim New York Sözleşmesi’nin m. III hükmü uyarınca, taraf devletler yabancı hakem kararlarını kendi usul hukuku kuralları çerçevesinde tanıyıp tenfiz eder. Bununla birlikte, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi bakımından yerli hakem kararlarına kıyasla daha ağır usul şartları veya daha yüksek harç ve masraflar öngörülemez18.

Dolayısıyla Türkiye’de yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi bakımından uygulanacak usul kuralları, New York Sözleşmesi’nin m. III hükmü uyarınca Türk usul hukukuna tabidir. Bu kapsamda, MÖHUK hükümleri uygulama alanı bulmaktadır.

3.2. Görevli ve Yetkili Mahkeme

New York Sözleşmesi’nin usule ilişkin konuları taraf devletlerin iç hukuk düzenlemelerine bırakan yaklaşımı doğrultusunda, Türkiye’de yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin yargılamalarda görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesinde 5718 sayılı MÖHUK hükümleri uygulanmaktadır.

3.3 Mahkemeye Sunulacak Belgeler

New York Sözleşmesi m. IV uyarınca, tenfiz davasında talep sahibince sunulması gereken belgeler aşağıdaki gibidir:

-Tahkim sözleşmesi ya da şartının aslı yahut usulüne göre onaylanmış örneği,

-Hakem kararının aslı veya onaylanmış örneği,

-Yukarıdaki belgelerin tercüme edilmiş ve usulen onaylanmış örnekleri.

Tenfiz talebine ilişkin dilekçenin, tenfizi talep edilen devletin resmi dilinde hazırlanması gerekmektedir. Hakem kararı veya tahkim anlaşmasının tenfizi talep edilen devletin resmi dilinde düzenlenmemiş olması halinde, Türkiye’de noterde yeminli tercüman tarafından yapılan tercümesi aslına uygun olarak tasdik edilmektedir19. Tenfiz yargılaması sonucunda mahkeme, yabancı hakem kararının kısmen veya tamamen tenfizine ya da tenfiz talebinin reddine karar verebilir. Tenfize karar verilmesi halinde bu karar, yabancı hakem kararının altına şerh edilerek hakim tarafından imzalanır ve mühürlenir20.

Diğer yandan, New York Sözleşmesi’nin VI. maddesi uyarınca, aleyhine tenfiz talep edilen tarafın, hakem kararının taraflar bakımından henüz bağlayıcı hale gelmediğini, iptal edildiğini veya icrasının yetkili makam tarafından geri bırakıldığını ileri sürmesi ve mahkemenin bu iddiayı yerinde bulması halinde, mahkeme tenfiz kararı verilmesini erteleyebilir. Bununla birlikte, aynı hüküm gereğince, tenfiz talebinde bulunan tarafın istemi üzerine mahkeme, karşı tarafın uygun bir teminat göstermesine karar verebilir. Bu düzenleme, tenfiz yargılamasının dayanaksız itirazlarla gereksiz şekilde uzatılmasının önüne geçilmesini amaçlamaktadır21.

D-MÖHUK’A GÖRE YABANCI HAKEM KARARLARININ TANINMASI VE TENFİZİ

1.Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi

5718 sayılı MÖHUK 60. maddesi uyarınca, yabancı bir hakem kararının Türkiye’de tenfiz edilebilmesi için kararın kesinleşmiş ve icra edilebilir nitelik kazanmış ya da taraflar bakımından bağlayıcı hale gelmiş olması gerekmektedir22. Dolayısıyla, yabancı hakem kararlarının Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi, bunlar hakkında Türk mahkemelerince tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Mülga 2675 sayılı MÖHUK’ta yabancı hakem kararlarının tenfizi bakımından yalnızca kesinleşme ve icra edilebilirlik şartları öngörülmüş, taraflar bakımından bağlayıcılık unsuruna yer verilmemiştir. Ancak milletlerarası tahkim uygulamasında yaşanan gelişmeler ve uluslararası eğilimler doğrultusunda, hakem kararlarının taraflar açısından bağlayıcı olmasının da tenfiz için yeterli kabul edilmesi nedeniyle, 5718 sayılı Kanun’da bağlayıcılık ayrıca bir şart olarak düzenlenmiştir23.

Hakem kararının bağlayıcı olması, tarafların tahkim anlaşmasında kararın nihai nitelikte olacağını, derhal uygulanacağını veya kanunun izin verdiği ölçüde olağan kanun yollarına başvurmaktan feragat ettiklerini kararlaştırmaları anlamına gelmektedir. Bu durumda kararın şekli anlamda kesinleşmesi aranmaksızın, tabi olduğu hukuk düzeni uyarınca geçerlilik kazanmış olması tenfiz bakımından yeterli sayılmaktadır24. Buna karşılık, kararın verildiği veya tabi olduğu ülke hukukuna göre sonradan iptal edilmesi, icrasının durdurulması ya da bağlayıcılığını ortadan kaldıran başka bir hukuki durumun ortaya çıkması halinde, tenfiz şartlarından biri gerçekleşmemiş olacaktır25.

Tenfiz incelemesini yapan mahkeme, yabancı hakem kararının kesinleşme, icra edilebilirlik veya taraflar bakımından bağlayıcılık şartlarını taşıyıp taşımadığını bağımsız olarak değerlendirir. Bu inceleme sırasında hakim, hakem veya hakem kurulunun maddi vakıalara ya da hukuki değerlendirmelerine bağlı olmayıp, yalnızca tenfiz şartlarının mevcut olup olmadığını denetlemekle yetkilidir.

2. Tanıma ve Tenfiz Usulü

2.1 Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin davalarda görevli ve yetkili mahkeme 5718 sayılı MÖHUK’un 60. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, tanıma ve tenfiz taleplerinde uygulanacak yetki kuralları belirlenmiş ve bu kurallar arasında kademeli bir sistem benimsenmiştir. Buna göre, taraflar yazılı bir anlaşma ile yetkili yeri belirlemişlerse, tanıma veya tenfiz talebi bu yerdeki asliye mahkemesine yöneltilir. Taraflar arasında böyle bir anlaşmanın bulunmaması halinde ise yetki sırasıyla aleyhine hakem kararı verilen tarafın Türkiye’deki yerleşim yeri, yerleşim yerinin bulunmaması durumunda sakin olduğu yer ve son olarak icraya konu olabilecek malvarlığının bulunduğu yer mahkemesine aittir.

Kanunda öngörülen bu yetki bağlantılarının hiçbirinin Türkiye’de mevcut olmaması halinde, Türk mahkemelerinin yabancı hakem kararının tanınması veya tenfizi konusunda milletlerarası yetkisi doğmayacaktır. Bu nedenle, davalı tarafından usulüne uygun şekilde yetki itirazında bulunulması halinde mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi gerekir26.

2.2. Mahkemeye Sunulacak Belgeler

MÖHUK’un 61/1. maddesinde, yabancı hakem kararının tanınması veya tenfizine ilişkin talebe eklenecek belgeler sayılmıştır. Bu kapsamda, tahkim sözleşmesi veya tahkim şartının aslı yahut usulüne uygun olarak onaylanmış örneği ile yabancı hakem kararının kesinleştiğini ve icra kabiliyeti kazandığını veya taraflar bakımından bağlayıcı nitelik taşıdığını gösteren kararın aslı ya da onaylı örneğinin mahkemeye sunulması zorunludur. Anılan belgelerin yabancı dilde düzenlenmiş olması halinde ise usulüne uygun şekilde onaylanmış Türkçe tercümelerinin de dilekçeye eklenmesi gerekmektedir. Söz konusu belgeler, karşı taraf sayısı kadar örnekleriyle birlikte mahkemeye ibraz edilir27.

2.3. Muhakeme Usulü

Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin yargılama usulü, 5718 sayılı MÖHUK’un 61/2. maddesi uyarınca, yabancı mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin usul hükümlerini düzenleyen 55, 56 ve 57. maddelerin kıyasen uygulanması suretiyle yürütülmektedir. Bu kapsamda, tanıma veya tenfiz talebini içeren dilekçe, duruşma günü de belirtilmek suretiyle karşı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilir. Yargılama, basit yargılama usulüne tabi olup, mahkeme incelemesini bu usul çerçevesinde gerçekleştirir.

Aleyhine tanıma veya tenfiz talebinde bulunulan tarafın itiraz hakkı sınırsız olmayıp, yalnızca MÖHUK’un 62. maddesinde öngörülen ret sebeplerine dayanılarak ileri sürülebilir. Yapılan inceleme sonucunda mahkeme, yabancı hakem kararının tamamen veya kısmen tenfizine ya da talebin reddine karar verebilir. Verilen karar, hakim tarafından imzalanıp mühürlenerek kesinleştirilir.

Tenfizine karar verilen yabancı hakem kararları, icra hukuku bakımından Türk hakem kararları ile aynı hukuki sonuçları doğurur ve bu kararlara ilişkin icra işlemleri iç hukuk hükümlerine göre yerine getirilir. İlk derece mahkemesinin tenfiz talebinin kabulüne veya reddine ilişkin kararlarına karşı başvurulacak kanun yolu genel hükümlere tabidir. Bununla birlikte, bu kararlara karşı kanun yoluna başvurulması, tenfiz kararının icrasını kendiliğinden durdurucu etki doğurmaktadır

3. Ret Sebepleri

Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizine engel teşkil eden ret sebepleri MÖHUK’un 62. maddesinde düzenlenmiştir28. Bu sebeplerin bir kısmı mahkeme tarafından re’sen dikkate alınırken, bir kısmının ise aleyhine tenfiz talep edilen tarafça ileri sürülmesi ve ispat edilmesi gerekmektedir

Öncelikle, taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşmasının veya esas sözleşmede yer alan geçerli bir tahkim şartının bulunmaması halinde yabancı hakem kararının tenfizi mümkün değildir. Bu husus, kişilerin rızaları dışında devlet yargısı dışındaki bir yargı merciine tabi tutulamayacağı ilkesinin doğal bir sonucudur ve mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilir.

Hakem kararının tenfizinin genel ahlaka ve Türk kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak nitelikte olması bir diğer ret sebebidir. Bu değerlendirmede esas alınan husus, kararın dayandığı hukukun değil, kararın Türkiye’de icrasının kamu düzeniyle bağdaşır olup olmadığıdır. Mahkeme söz konusu ret sebebinin olup olmadığını re’sen araştırır.

Aynı şekilde, uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması halinde de tenfiz talebi reddedilir. Özellikle taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ve tarafların serbest iradelerine tabi olmayan uyuşmazlıklara ilişkin kararlar tahkime elverişli kabul edilmemektedir.

MÖHUK ayrıca, yargılamada tarafların usule ilişkin temel haklarının korunmasını da tenfiz şartı olarak kabul etmiştir. Buna göre, taraflardan birinin usulüne uygun şekilde temsil edilmemesi, hakem seçimi hakkında bilgilendirilmemesi veya iddia ve savunma hakkını kullanma imkanından yoksun bırakılması halinde, bu durumun ispat edilmesi kaydıyla tenfiz talebi reddedilir.

Bunun yanında, tahkim anlaşmasının tarafların seçtiği hukuka veya böyle bir seçim bulunmadığı takdirde hakem kararının verildiği ülke hukukuna göre geçersiz olması, hakemlerin seçimi ya da tahkim usulünün taraf iradesine veya uygulanacak hukuka aykırı şekilde yürütülmesi de tenfizin reddini gerektiren sebepler arasında yer almaktadır.

Hakem kurulunun tahkim anlaşmasının kapsamını aşarak karar vermesi halinde ise yalnızca yetki sınırını aşan bölüm bakımından tenfiz reddedilebilir. Ancak kararın bu kısmı diğer hükümlerden ayrılabiliyorsa, kalan bölümün tenfizine karar verilmesi mümkündür.

Son olarak, hakem kararının tabi olduğu hukuka göre henüz kesinleşmemiş veya bağlayıcılık kazanmamış olması ya da yetkili makam tarafından iptal edilmiş bulunması da yabancı hakem kararının Türkiye’de tenfizine engel oluşturmaktadır. Kanunda mahkemenin re’sen inceleyeceği haller dışında kalan ret sebeplerinin varlığını ispat yükü ise kural olarak hakkında tenfiz talep edilen tarafa aittir29.

4. Tanıma ve Tenfiz Kararının Hüküm ve Sonuçları

Yabancı bir hakem kararının Türk mahkemelerince tanınması, kararın Türkiye’de kesin hüküm ve kesin delil etkisi doğurmasını sağlar. Bu kapsamda, aynı uyuşmazlığın taraflar arasında yeniden dava konusu yapılması engellenirken, hakem kararı sonraki yargılamalarda kesin delil olarak ileri sürülebilir. Bununla birlikte, tanıma kararı yabancı hakem kararına icra kabiliyeti kazandırmaz. Kararın cebri icra yoluyla yerine getirilebilmesi için ayrıca tenfiz kararı alınması zorunludur.

Türk mahkemesi tarafından yabancı hakem kararının tenfizine karar verilmesiyle söz konusu karar Türkiye’de kesin hüküm ve icra edilebilirlik niteliği kazanır30. Tenfiz kararı, yabancı hakem kararına yeni bir hukuki nitelik kazandırmaktan ziyade, kararın Türk hukuk düzeninde hüküm ve sonuç doğurabileceğini tespit eden bir mahkeme kararı niteliğindedir. Buna karşılık, tenfiz talebinin reddine ilişkin karar da kesin hüküm etkisi doğurur. Bu nedenle, aynı yabancı hakem kararının yeniden tenfizinin talep edilmesi mümkün değildir. Ancak, aynı uyuşmazlık hakkında sonradan yeni bir hakem kararı verilmesi halinde, bu yeni karar bakımından tenfiz talebinde bulunulmasına engel bir durum söz konusu değildir. Zira tenfizin reddine ilişkin mahkeme kararı, uyuşmazlığın esasına ilişkin bir değerlendirme içermemekte, yalnızca ilgili hakem kararının tenfiz için kanunda öngörülen şartları taşımadığını ortaya koymaktadır31.

E- SONUÇ

Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi, milletlerarası tahkim yargılamasının işlevselliği bakımından belirleyici bir öneme sahiptir. Zira tahkim yargılaması sonucunda verilen bir kararın, yalnızca verildiği hukuk düzeni içerisinde değil, tarafların ihtiyaç duyduğu diğer devletlerde de hüküm ve sonuç doğurabilmesi, tanıma ve tenfiz mekanizmasının etkin şekilde işlemesine bağlıdır. Bu nedenle yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi, milletlerarası ticari ilişkilerde hukuki güvenliği sağlayan temel araçlardan biri olarak kabul edilmektedir.

Türk hukukunda yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi bakımından temel düzenleme, Türkiye’nin taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesi ile 5718 sayılı MÖHUK hükümlerinden oluşmaktadır. New York Sözleşmesi, yabancı hakem kararlarının mümkün olduğunca tanınması ve tenfiz edilmesini esas alan yaklaşımıyla milletlerarası tahkim sisteminin temelini oluştururken, MÖHUK hükümleri bu sisteme ilişkin usuli ve tamamlayıcı düzenlemeler getirmektedir.

Bununla birlikte, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi süreci, hakem kararının esasının yeniden incelendiği bir yargılama niteliğinde değildir. Tenfiz mahkemesinin görevi, hakem kararının doğru veya yerinde olup olmadığını değerlendirmek değil, kararın tanınması ve tenfizi için gerekli şartların mevcut olup olmadığını incelemektir. Bu kapsamda New York Sözleşmesi ve MÖHUK’ta düzenlenen ret sebepleri, yabancı hakem kararlarının tanınmasına engel oluşturabilecek istisnai durumları ortaya koymaktadır. Ancak bu sebeplerin uygulanmasında, tahkimin etkinliğini zedeleyecek geniş yorumlardan kaçınılması ve sınırlı denetim ilkesinin korunması gerekmektedir.

Sonuç olarak, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi alanında temel amaç, hakem kararlarının uluslararası alanda etkinliğini sağlamak ile devletlerin kendi hukuk düzenlerini koruma ihtiyacı arasında dengeli bir sistem oluşturmaktır. Bu dengenin sağlanabilmesi ise, uluslararası tahkim anlayışına uygun olarak yabancı hakem kararlarının mümkün olduğunca tanınması ve tenfiz edilmesi, ancak temel usuli ilkeleri veya kamu düzenini açıkça ihlal eden durumlarda gerekli denetimin yapılması ile mümkündür. Bu doğrultuda, Türkiye’de yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin uygulamanın, milletlerarası tahkimin gelişimini destekleyecek ve hukuki güvenliği güçlendirecek şekilde şekillenmesi önem taşımaktadır.

  1. Adnan Deynekli, “Yabancı Hakem Kararlarının Türkiye’de Tanınması Ve Tenfizinde Karşılaşılan Sorunlar” (2015) 16 (2014) Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ’e Armağan) 105,107. ↩︎
  2. Deynekli (n 1) 108. ↩︎
  3. HGK 7.11.1951, 126/109, karar metni için bkz. Ata Sakman, Nuray Ekşi and İlhan Yılmaz, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun Mahkeme Kararları (İstanbul 1999) 327–328 ↩︎
  4. Turgut Kalpsüz, Türkiye’de Milletlerarası Tahkim (2nd edn, Yetkin Yayınları 2010) 100. ↩︎
  5. Cemal Şanlı, Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Uyuşmazlıkların Çözüm Yolları (3th edn, Beta 2005) 285–286. ↩︎
  6. Şanlı (n 5) 286. ↩︎
  7. Deynekli (n 1) 109. ↩︎
  8. Füsun Nomer, Nuray Ekşi ve Günseli Öztek Gelgel, Milletlerarası Tahkim Hukuku (1st edn, Beta 2013) 108. Cemal Şanlı, Emre Esen ve İnci Ataman-Figanmeşe, Milletlerarası Özel Hukuk (7th edn, Beta 2019) 612. ↩︎
  9. Ahmet Cemal Ruhi, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi (1st edn, On İki Levha Yayıncılık 2019) 67–68. ↩︎
  10. Ziya Akıncı, Milletlerarası Tahkim (4th edn, Vedat Kitapçılık, 2016) 35. ↩︎
  11. Kalpsüz (n 4) 198. ↩︎
  12. Melis Sılacı Korkmaz, New York Konvansiyonu Uyarınca Tahkim Anlaşmasının Geçerliliği ve Ehliyet (On İki Levha Yayıncılık, 1st edn, 2020) 23-24. ↩︎
  13. Cemal Şanlı, Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Uyuşmazlıkların Çözüm Yolları (8 th edn.Beta Basım Yayım, 2016) 409. ↩︎
  14. Şanlı (n 13) 409. ↩︎
  15. Devin Bray, International Arbitration and Public Policy, New York 2015, s. 184; Nomer, MUH, s. 246; Akıncı, Milletlerarası Ticari Hakem Kararları, s. 114; Albert Jan van den Berg, “The New York Arbitration Convention of 1958: Towards a Uniform Judicial In terpretation”, Jarred Emory International Law Review, Cilt: 22, s. 670, (“The New York Arbitration Convention of 1958”). ↩︎
  16. Korkmaz (n 12) 28. ↩︎
  17. Korkmaz (n 12) 28. ↩︎
  18. Korkmaz(n 12) 31. ↩︎
  19. Kalpsüz (n 4) 185. ↩︎
  20. Korkmaz(n 12) 35. ↩︎
  21. Kalpsüz (n 4) 221-222. ↩︎
  22. Aysel Çelikel ve B Bahadır Erdem, “Milletlerarası Özel Hukuk “(13th edn, Beta 2014) 703. ↩︎
  23. Çelikel; Erdem (n 21) 704. ↩︎
  24. Kalpsüz (n 4) 186. ↩︎
  25. Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk (2nd edn, Seçkin 2013) 136. ↩︎
  26. Kalpsüz (n 4) 187. ↩︎
  27. Doğan (n 25) 137.
    [1] Yasemin Taşdemir, ‘Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi’ (2016) 4(1) Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 117-139. ↩︎
  28. Yasemin Taşdemir, ‘Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi’ (2016) 4(1) Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 117-139. ↩︎
  29. Ergin Nomer, Nuray Ekşi and Günseli Öztekin Gelgel, Milletlerarası Tahkim Hukuku, vol I (4th edn, Beta 2013) 82. ↩︎
  30. Taşdemir(n 28) 122. ↩︎
  31. Nomer, Ekşi Gelgel (n 29) 85. ↩︎

Tags: