KVKK KAPSAMINDA UNUTULMA HAKKI

GİRİŞ

Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte bireylere ait kişisel veriler internet ortamında kolaylıkla depolanmakta, yayılmakta ve uzun yıllar erişilebilir durumda kalabilmektedir. Bu durum, bireylerin geçmişteki bilgi ve verilerinin sürekli olarak dolaşımda kalmasına yol açarak özel hayatın gizliliği ve kişilik hakları bakımından önemli hukuki tartışmaları gündeme getirmiştir. Bu bağlamda ortaya çıkan “unutulma hakkı”, bireyin kendisiyle ilgili kişisel verilerin belirli şartlar altında silinmesini veya erişimin engellenmesini talep edebilmesini ifade etmektedir. Türk hukukunda 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında açıkça “unutulma hakkı” terimi kullanılmamakla birlikte, kişisel verilerin silinmesi ve yok edilmesine ilişkin düzenlemeler ile yargı kararları çerçevesinde bu hakkın korunduğu kabul edilmektedir. Bu çalışma, KVKK kapsamında unutulma hakkının hukuki dayanaklarını, kapsamını ve sınırlarını incelemeyi amaçlamaktadır.

A- UNUTULMA HAKKININ KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ VE GELİŞİMİ

1-Unutulma Hakkının Tanımı

Unutulma hakkı, “bireyin geçmişte hukuka uygun biçimde yayılmış ve doğru nitelik taşıyan bilgilerinin, zamanın geçmesiyle birlikte erişimden kaldırılmasını ya da yeniden gündeme getirilmemesini talep edebilmesi” şeklinde tanımlanmaktadır1. Başka bir ifadeyle bu hak, bireylerin kendilerine ait kişisel verilere erişimin engellenmesini isteme yetkisini ifade eder. Bu bağlamda unutulma hakkı, kişilerin itibarlarını olumsuz yönde etkileyebilecek haber, yorum ve benzeri içeriklere erişimin azaltılması taleplerinin karşılanmasında işlevsel ve uygun bir hukuki araç niteliği taşımaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/4-56 E. 2015/1679 K. ve 17.06.2015 tarihli kararında2, “unutulma hakkını”; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlenmesini isteme hakkı olarak ifade edilebileceğini belirtmiştir3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, 2021/26076 E. 2024/10643 K. ve 7.11.2024 tarihli kararında ise; “Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır.”

2-Uluslararası Hukukta Ortaya Çıkışı

Unutulma hakkı ilk olarak 2012 yılında Avrupa Komisyonundaki tartışmalar esnasında Avrupa Birliği tarafından gündeme gelmiştir4. Unutulma hakkına ilişkin ilk ve en önemli uyuşmazlık, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 13 Mayıs 2014 tarihli kararına konu olan Google Spain davasıdır. İspanya Veri Koruma Otoritesi ile Mario Costeja González’in, La Vanguardia Ediciones SL, Google ve Google İspanya’ya karşı açtığı bu dava, unutulma hakkının Avrupa’da geniş ölçekte tartışılmasına ve uygulanmasına öncülük etmiştir5.

Uyuşmazlığın konusu, Costeja González’in adının Google arama motorunda sorgulanması sonucunda, bir gazetenin geçmiş tarihli sayısında yayımlanan ve sosyal güvenlik borçları nedeniyle taşınmazının satışına ilişkin bilgilerin arama sonuçlarında görünmesidir. Başvurucu, ilgili sürecin yıllar önce sona erdiğini ve söz konusu haberlerin artık güncelliğini ve ilgisini yitirdiğini ileri sürerek, bu içeriklerin gazete arşivinden ve arama motoru sonuçlarından kaldırılmasını talep etmiştir.

ABAD kararında, arama sonuçlarında yer alan kişisel verilerin “geçersiz, eksik, ilgisiz ya da zamanla ilgisini yitirmiş” olması halinde, arama motoru işletmecilerinin bu sonuçları silmekle yükümlü olabileceğini belirtmiştir. Kural olarak bireyin özel hayatının korunması hakkının, arama motorunun ekonomik çıkarına ve kamunun bilgiye erişim hakkına üstün olduğunu; ancak kamunun söz konusu bilgiye ulaşmasında üstün bir yarar bulunması halinde bu dengenin farklı değerlendirilebileceğini ifade edilmiştir. Bu kapsamda verilerin işlenme amacıyla bağlantılı, ölçülü, güncel ve gerekli süreyle sınırlı olması gerektiği vurgulanmıştır. ABAD, arama motorlarının faaliyetleri gereği kişisel veri işlediğini ve verilerin yayılmasında belirleyici bir role sahip olduğunu dikkate alarak, bu işletmeleri “veri sorumlusu” olarak nitelendirmiştir.

Kararın ardından 25 Mayıs 2018 tarihinde Avrupa Genel Veri Koruma Tüzüğü yürürlüğe girerek önceki Direktif’i yürürlükten kaldırmıştır. Tüzük’ün 17. maddesinde “unutulma hakkı” ayrıca tanımlanmamış, ancak silme yükümlülüğü kapsamında düzenlenmiştir. Bu hükümde, veri işleme şartlarının ortadan kalkması halinde silme talebinde bulunulabileceği belirtilmiş; bununla birlikte yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi, kamu yararı, halk sağlığı, arşivleme, bilimsel veya tarihi araştırma, istatistiki amaçlar ile hukuki iddiaların ileri sürülmesi veya savunulması gibi haller istisna olarak öngörülmüştür.

3-Türk Hukukunda Unutulma Hakkının Gelişimi Türk hukukunda “unutulma hakkı” başlığı altında bu kavrama açıkça yer veren müstakil bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte, mevcut mevzuat çerçevesinde, söz konusu hakkın hayata geçirilmesine ve korunmasına hizmet eden çeşitli hukuki araçların bulunduğunu ifade etmek mümkündür6. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddesinde yer alan “insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” hükmü, devlete bireyin temel hak ve özgürlüklerini koruma yönünde pozitif yükümlülükler yüklemektedir. Bu yükümlülük, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi bütünlüğünün korunması kapsamında şeref ve itibarın korunması hakkı ile 20. maddesine 2010 Anayasa değişikliği ile eklenen “… Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” hükmü ile bireylere kişisel verilerin silinmesini talep etme hakkı tanınmaktadır.

Bu çerçevede devletin, bireyin geçmişte yaşadığı olayların sürekli biçimde gündeme getirilmesi veya üçüncü kişiler tarafından kolaylıkla öğrenilmesi suretiyle kişinin şeref ve itibarının zedelenmesini önlemeye yönelik tedbirler alması gerekmektedir. Dolayısıyla söz konusu anayasal güvenceler, bireye geçmişine ilişkin bazı bilgilerin kamusal erişimden çıkarılması suretiyle toplumsal yaşamında “yeni bir sayfa açabilme” imkanının tanınmasını da devletin sorumluluk alanına dahil etmektedir7.

“Unutulma hakkı” nın Türk hukuk sisteminde açık biçimde ortaya konulduğu ilk karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/56 E. 2015/1679 K. 17.06.2015 tarihli kararı kabul edilmektedir. Söz konusu kararda; dört yıl önce cinsel saldırıya uğramış bir mağdurun adının, rızası alınmaksızın ve anonimleştirilmeden bilimsel bir çalışmada açık şekilde yayımlanmasının, davacının kişilik haklarını zedeleyeceği değerlendirilmiştir. Bu nedenle mahkeme, davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle kısmen de olsa manevi tazminata hak kazandığı sonucuna ulaşmıştır. Kararın gerekçesinde; Yargıtay’ın değerlendirmelerinde AB hukukundan etkilendiği görülmektedir. Özellikle 95/46/EC Veri Koruma Direktifi ile Google Spain v. AEPD and Mario Costeja González (C‑131/12) kararının yaklaşımının bu içtihada yansıdığı ifade edilmektedir8. Bununla birlikte Türk yargı sistemi, unutulma hakkını yorumlarken Avrupa Birliği uygulamasından daha geniş bir yaklaşım benimsemiştir. Nitekim veri sorumluluğu yalnızca dijital ortamda bulunan verilerle sınırlı tutulmamış; kişilik haklarına zarar verebilecek nitelikte olup kamuya kolayca erişilebilen ortamlarda tutulan kişisel veriler bakımından da unutulma hakkının uygulanabileceği yönünde bir içtihat geliştirilmiştir. İlerleyen süreçte Yargıtay, unutulma hakkını internet ortamındaki içerikler bakımından da değerlendirmiştir9. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 2016/15510 E. 2017/5325 K. 05.05.2017 tarihli kararı dikkat çekmektedir. Anılan karara konu olayda, haklarında açılan davadan beraat eden kişiler, 2007 yılına ait bazı gazete haberlerinin internet arşivlerinde yer almaya devam etmesi nedeniyle, 2016 yılında 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesi uyarınca erişimin engellenmesini talep etmişlerdir. Yargıtay, söz konusu haberlerde mağdurları aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadelerin bulunmasına özellikle dikkat çekmiştir. Bununla birlikte mahkeme, “güncelliğini yitirmiş olsa dahi yalnızca gerçekleri yorumsuz biçimde aktaran haberlerin erişiminin engellenip engellenemeyeceği” sorununu da ayrıca tartışmıştır. Bu çerçevede, ifade ve basın özgürlüğü ile kişisel verilerin korunması bağlamında unutulma hakkı arasında bir denge kurulması gerektiğini vurgulamış ve değerlendirmesini Anayasa’nın 5. 17. ve 20. maddelerinde düzenlenen devletin temel amaç ve görevleri, kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ile kişisel verilerin korunması ilkelerine dayandırmıştır10.

B- 6698 SAYILI KVKK ÇERÇEVESİNDE UNUTULMA HAKKININ HUKUKİ DAYANAKLARI

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, unutulma hakkının hayata geçirilmesine imkan sağlayan çeşitli hukuki araçlar öngörmektedir. Bu kapsamda Kanun’un 4. maddesinde kişisel verilerin işlenmesine ilişkin genel ilkeler düzenlenmiş; 7. maddesinde ise kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesine ilişkin esaslara yer verilmiştir. Ayrıca Kanun’un 11. maddesinde, ilgili kişiye tanınan haklar arasında kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini talep etme hakkı da açıkça düzenlenmiştir.

Kanun’un 4. maddesi, kişisel verilerin ancak hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun, doğru ve gerektiğinde güncel, belirli ve meşru amaçlar doğrultusunda işlenmesini; işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmasını ve öngörülen süre kadar muhafaza edilmesini zorunlu kılmaktadır. 7. maddede ise, kişisel verilerin işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde, verilerin resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi öngörülmektedir. 11. madde ise, ilgili kişilere başvuru hakkı tanımakta ve silme veya yok etme taleplerinin, verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme hakkını da içermektedir. Bunun yanı sıra, Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik’in 8. maddesi uyarınca; “Kişisel verilerin silinmesi, kişisel verilerin ilgili kulanıcılar için hiçbir şekilde erişilemez ve tekrar kulanılamaz hale getirilmesi işlemidir. Veri sorumlusu, silinen kişisel verilerin ilgili kulanıcılar için erişilemez ve tekrar kulanılamaz olması için gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür.”

Bu çerçevede söz konusu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, iç hukukumuz bakımından unutulma hakkının ayrıca bağımsız bir hak olarak tanımlanmasına gerek bulunmaksızın da uygulanabilir olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ilgili kişilerin bu kapsamdaki talepleri, mevcut yasal düzenlemeler aracılığıyla karşılanabilmekte ve böylece kanun koyucunun kişisel verilerin korunmasına ilişkin hedeflediği amacın gerçekleştirilmesine katkı sağlanabilmektedir. Dolayısıyla unutulma hakkı, tek başına müstakil bir hak olmaktan ziyade, birden fazla hakkı bünyesinde barındıran üst bir kavram niteliği taşımaktadır. Bu hakkın hayata geçirilmesi ve somut olayda gerekliliklerinin yerine getirilmesi bakımından ise “silme”, “yok etme”, “anonim hale getirme” ve “indeksten çıkarma” gibi, olayın özelliklerine göre başvurulabilecek çeşitli araçlar söz konusu olmaktadır.

Kişisel verilerin yayımlandıkları kaynaklardan kaldırılmasına yönelik talepler ve bu kapsamda yapılan şikayetler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası ile KVKK’nın 4. 7. ve 11. maddeleri ve Yönetmelik’in 8. maddesi çerçevesinde değerlendirilmektedir. Öte yandan günümüzde arama motorlarının kişisel verilerin görünürlüğü üzerindeki belirleyici etkisi dikkate alındığında, unutulma hakkının kullanılması bakımından bu platformların hukuki konumunun ayrıca değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Bu kapsamda özellikle, ilgili kişinin ad ve soyadının arama motoruna yazılması halinde ortaya çıkan sonuçlarda yer alan bağlantıların kaldırılması konusunda arama motorlarının yükümlülüklerinin bulunup bulunmadığı ve ilgili kişilerin bu haklarını hangi usul ve esaslar çerçevesinde kullanabilecekleri hususlarının belirlenmesine ihtiyaç duyulmuştur.

C- ARAMA MOTORLARI ÖZELİNDE UNUTULMA HAKKI VE İNDEKSTEN ÇIKARMA

Unutulma hakkı, KVKK kapsamında dolaylı olarak düzenlenen bir hak olarak, arama motorları üzerinden kişilerin ad ve soyadı ile yapılan aramalarda çıkan sonuçların indekslenmesinin engellenmesini hedefler. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 23/06/2020 tarihli ve 2020/481 sayılı Kararı11 ile arama motorları özelinde unutulma hakkına dair bazı usul ve esasları belirlemiştir.

Kararda; kuruma intikal eden başvurular kapsamında “unutulma hakkı”, üst bir kavram olarak ele alınmakta ve söz konusu hak, Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası ile KVKK ‘nın 4, 7 ve 11. maddeleri ve Yönetmelik’in 8. maddesinde yer alan düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu düzenlemeler birlikte ele alındığında, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin temel ilkelerin belirlenmesi, gerekli hallerde verilerin silinmesi veya anonim hale getirilmesi ve ilgili kişilere verileri üzerinde belirli hakların tanınması suretiyle unutulma hakkının iç hukuk bakımından uygulanabilir bir çerçeveye kavuşturulduğu görülmektedir.

Kuruma yapılan başvuruların önemli bir kısmı, arama motorlarında ad ve soyadı kullanılarak yapılan aramalar sonucunda kişiyle bağlantılı içeriklere erişilememesi yönündeki talepleri içermektedir. Bu tür talepler uygulamada “indeksten çıkarılma talebi” olarak nitelendirilmektedir. İndeksten çıkarılma talebi, ilgili içeriğin internet ortamından tamamen kaldırılmasını değil; kişinin adı ve soyadı ile yapılan aramalarda söz konusu içeriğe ilişkin sonuçların arama motoru listelerinde gösterilmemesini ifade etmektedir. Arama motorlarının hukuki konumunun belirlenmesi bakımından, bu platformların internet ortamında üçüncü kişiler tarafından yayımlanan içerikleri topladığı ve bu içeriklerin işlenmesine ilişkin amaç ve vasıtaları belirlediği hususu önem taşımaktadır. Bu nedenle arama motorlarının faaliyetleri, 6698 sayılı Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan tanım çerçevesinde değerlendirilmekte ve arama motoru işletmecileri “veri sorumlusu” olarak kabul edilmektedir.

Nitekim arama motoru işletmecileri, internette yayımlanan bilgileri otomatik, düzenli ve sistematik bir şekilde tespit etmekte; söz konusu bilgileri kendi indeksleme sistemleri aracılığıyla toplamakta, kaydetmekte, sınıflandırmakta ve organize etmektedir. Daha sonra bu veriler arama sonuçları listesi halinde düzenlenerek sunucular üzerinde saklanmakta ve kullanıcıların erişimine sunulmaktadır. Bu yönüyle arama motorlarının gerçekleştirdiği faaliyetlerin, Kanun kapsamında “kişisel veri işleme” faaliyeti olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. İndeksten çıkarılma taleplerinin değerlendirilmesinde, ilgili kişinin temel hak ve özgürlükleri ile kamunun söz konusu bilgiye erişiminden doğacak menfaatleri arasında bir denge kurulması gerekmektedir. Bu kapsamda yapılacak değerlendirmede, yarışan menfaatler arasında hangisinin üstün olduğunun belirlenmesi amacıyla bir denge testi uygulanmakta; değerlendirme sırasında belirli kriterler dikkate alınmakla birlikte, bu kriterlerin sınırlı olmadığı ve her somut olayın özellikleri çerçevesinde ilave ölçütlerin de gündeme gelebileceği kabul edilmektedir.

Nitekim kişilerin ad ve soyadı ile arama motorları üzerinden yapılan aramalar sonucunda ortaya çıkan sonuçların indeksten çıkarılmasına ilişkin değerlendirmede dikkate alınacak ve her somut olay özelinde incelenecek kriterlere, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından verilen ilgili kararın ekinde yer verilmiştir. Bu çerçevede belirlenen başlıca kriterler;

  • ilgili kişinin kamusal yaşamda önemli bir rol üstlenip üstlenmediği,
  • arama sonuçlarının öznesinin çocuk olup olmadığı,
  • bilginin içeriğinin doğruluğu,
  • bilginin kişinin çalışma hayatı ile bağlantısının bulunup bulunmadığı,
  • bilginin ilgili kişi hakkında hakaret, onur kırıcı veya iftira niteliği taşıyıp taşımadığı,
  • bilginin özel nitelikli kişisel veri niteliğinde olup olmadığı,
  • bilginin güncelliği,
  • söz konusu bilginin kişi hakkında önyargı oluşmasına sebep olup olmadığı,
  • ilgili kişi açısından bir risk doğurup doğurmadığı,
  • bilginin ilgili kişi tarafından bizzat yayımlanıp yayımlanmadığı,
  • içeriğin gazetecilik faaliyeti kapsamında işlenen verileri içerip içermediği,
  • bilgilerin yayımlanmasının yasal bir zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve bilginin ceza gerektiren bir suçla bağlantılı olup olmadığı şeklinde sıralanmaktadır.

Bu kriterler, indeksten çıkarılma taleplerinin değerlendirilmesinde yol gösterici nitelikte olup, her somut olayın özellikleri dikkate alınarak ilgili kişinin temel hak ve özgürlükleri ile kamunun bilgiye erişim menfaati arasında adil bir dengenin kurulmasını amaçlamaktadır12.

D- UNUTULMA HAKKININ SINIRLARI VE DİĞER TEMEL HAKLARLA İLİŞKİSİ

1-Unutulma Hakkı ve Özel Hayatın Gizliliği

Kişinin toplum içerisinde var olma ve kendisini gerçekleştirme çabasının doğal bir sonucu olarak, her birey yaşadığı sosyal çevrede saygın ve onurlu bir konumda bulunmayı arzu etmektedir. İnsan onurunun korunması, bireyin topluma açıklanmasını istemediği olumsuz ya da utanç verici nitelikteki olayların ifşa edilmesinin önlenmesini gerekli kılmaktadır. Nitekim bu gereklilik, özel hayatın gizliliği hakkının ortaya çıkışının temel dayanaklarından birini oluşturmaktadır. Özel hayatın korunması hakkı, uluslararası hukukta güvence altına alınmıştır. Bu çerçevede Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi uyarınca herkes, özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Benzer şekilde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20. maddesinde de herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca, teknolojik gelişmelerin hız kazanmasıyla birlikte bireylerin mahremiyetini ihlal edebilecek durumların ortaya çıkması kolaylaşmış ve bu tür ihlallerin çok kısa süre içerisinde geniş kitlelere yayılması mümkün hale gelmiştir. Bu durum, özel hayatın gizliliğinin korunması bakımından toplumsal düzeyde ciddi endişelere yol açmaktadır. Temelinde bireye ait olanın gizli tutulmasını sağlama amacı bulunan özel hayatın gizliliği hakkı, bu yönüyle kişisel verilerin korunması hakkı ve unutulma hakkı gibi modern hak kategorilerinin de zeminini oluşturmaktadır. Dolayısıyla, günümüzde mahremiyetin korunmasına ilişkin hukuki düzenlemelerin yalnızca bireysel bir hak arayışı olarak değil, aynı zamanda dijital çağın ortaya çıkardığı risklere karşı bir güvence mekanizması olarak değerlendirilmesi gerekmektedir13.

2- Unutulma Hakkı ve İfade Özgürlüğü

Unutulma hakkına ilişkin tartışmaların önemli bir kısmı, bu hakkın ifade özgürlüğü ve buna bağlı olarak haberleşme özgürlüğü ile çatışma potansiyeline odaklanmaktadır. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi uyarınca herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak; kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın kanaat özgürlüğünü, haber ve görüş alma ile bunları yayma özgürlüğünü de kapsamaktadır. Benzer güvencelere, Anayasa’nın 25 ve 26. maddelerinde de yer verilmiştir. Bu çerçevede bireyler, ifade özgürlüğü kapsamında düşünce ve kanaatlerini serbestçe açıklayabilmekte; haberleşme özgürlüğü kapsamında ise bilgi edinme ve bilgi yayma haklarından yararlanabilmektedir. Günümüz dijital çağında internet, bu hakların kullanılmasında en etkin ve yaygın araç konumundadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de içtihatlarında internetin bu işlevine özellikle vurgu yapmaktadır. Nitekim Mahkeme, Times Newspapers Ltd. v. Birleşik Krallık (no: 1 ve 2) kararında14, internet sitelerinin büyük miktarda veriyi depolama ve yayma kapasitesi ile bu verilere erişim kolaylığı sayesinde, kamuoyunun güncel olaylara erişimini sağladığını ve genel anlamda bilgi alışverişini önemli ölçüde kolaylaştırdığını belirtmiştir. Benzer şekilde, Ahmet Yıldırım/Türkiye15 kararında da internetin, ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkının kullanılmasında başlıca araçlardan biri olduğu ve bu hakların tamamlayıcı bir unsuru niteliği taşıdığı ifade edilmiştir. Bu bağlamda, bir kişinin herhangi bir gerekçe ortaya koymaksızın, üçüncü kişiler tarafından kendisi hakkında paylaşılan içeriklere müdahale edilmesini ve bu içeriklerin silinmesini talep etmesi kural olarak mümkün görülmemektedir. Zira bu tür talepler, ifade ve haberleşme özgürlüklerine doğrudan müdahale niteliği taşıyabilir.

Dolayısıyla, ifade ve haberleşme özgürlükleri ile unutulma hakkı arasında hassas bir denge bulunmaktadır. Somut olayda hangi hakkın üstün tutulması gerektiği ise, ilgili içeriğin niteliği, kamu yararı, güncellik ve bireyin kişilik hakları üzerindeki etkisi gibi kriterler dikkate alınarak titizlikle değerlendirilmelidir16.

3-Unutulma Hakkı ve Basın Özgürlüğü

Basın özgürlüğü, haber, fikir ve düşüncelerin çoğaltıcı araçlar vasıtasıyla serbestçe açıklanabilmesi olarak tanımlanmaktadır17. İfade özgürlüğü ve haberleşme özgürlüğü ile aynı temellere dayanan bu hak bakımından, unutulma hakkının bazı durumlarda basın özgürlüğü ile çatışma potansiyeli taşıdığı kabul edilmektedir. Bu çerçevede, özellikle dijital ortamda yayımlanan içeriklerin sonradan kaldırılmasının, kamuoyunun bilgiye erişim hakkını ve basının haber verme işlevini sınırlayabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. Buna karşılık, Lordlar Kamarası Başkanı, Avrupa Birliği İçişleri, Sağlık ve Eğitim Alt Komisyonu Başkanı Usha Prasher, bireylerin yalnızca içeriği beğenmemeleri gibi sübjektif gerekçelere dayanarak hukuka uygun ve geçerli nitelikteki içeriklerin silinmesini talep edemeyeceklerini açıkça belirtmiştir18. Bu yaklaşım, unutulma hakkının mutlak bir hak olmadığını ve belirli sınırlar çerçevesinde uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Nitekim basının temel görevi, bireylerin bilgi alma hakkı kapsamında toplumu doğru, tarafsız ve eksiksiz bir şekilde bilgilendirmektir. Bu doğrultuda, haber değeri taşıyan ve kamu yararını ilgilendiren olayların, gerçeğe uygun biçimde ve habercilik ilkelerine riayet edilerek aktarılması, basın özgürlüğünün özünü oluşturmaktadır. Bu nedenle, hukuka aykırı bir unsur içermeyen, gerçeği yansıtan ve kamu yararı bulunan haberlerin, yalnızca unutulma hakkına dayanılarak yayından kaldırılması kural olarak mümkün görülmemektedir. Aksinin kabulü, basının kamuyu bilgilendirme işlevini zayıflatabilecek ve ifade özgürlüğü üzerinde ölçüsüz bir sınırlama sonucunu doğurabilecektir19.

4- Haklar Arasında Dengenin Sağlanması

Unutulma hakkı ile ifade özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü ve basın özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlükler, dayandıkları değerler bakımından benzerlik göstermekle birlikte, uygulamada zaman zaman çatışabilmektedir. Bu çatışmaların nasıl çözümleneceğine ilişkin ise doktrinde ve uygulamada tam anlamıyla yeknesaklaşmış kriterlerin bulunduğunu söylemek güçtür.

Karşılaştırmalı hukuk incelendiğinde, bu konuda farklı yaklaşımların benimsendiği görülmektedir. Nitekim Amerika Birleşik Devletleri hukukunda, internet ortamında paylaşılan verilerin unutulma hakkı kapsamında kaldırılması talepleri, çoğunlukla ifade özgürlüğünü sınırlayıcı nitelikte değerlendirilmekte ve bu nedenle dar bir biçimde ele alınmaktadır20. Buna karşılık Avrupa Birliği yaklaşımında, bireyin mahremiyetinin korunmasına daha güçlü bir vurgu yapılmakta; özellikle Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın C-131/12 sayılı kararında, hakların çatıştığı durumlarda somut olayın özellikleri dikkate alınarak bir denge kurulması gerektiği kabul edilmektedir21.

Bu dengeleme yaklaşımı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. ve 10. maddeleri ile Anayasa’nın 20. 25. ve 26. maddelerinde öngörülen sınırlama rejimiyle de uyumludur. Söz konusu düzenlemelerde, özel hayatın gizliliği ve ifade özgürlüğü gibi hakların; ulusal güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni, suçun önlenmesi, genel sağlık ve ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabileceği kabul edilmektedir. Bu kapsamda, kişisel verilerin korunması ve unutulma hakkı bakımından da kamunun üstün menfaati önemli bir ölçüt olarak ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte, kamu yararı ve genel ahlak gibi kavramların belirsizliği ve yoruma açıklığı nedeniyle, bu ölçütlerin dengeleme sürecinde sınırlı ve dikkatli biçimde kullanılması gerektiğini savunan görüşler de mevcuttur22. Bu yaklaşıma göre, unutulma hakkı kapsamında bir içeriğin silinmesinin talep edilebilmesi, ancak söz konusu verinin işlenmesini haklı kılan hukuki sebebin ortadan kalkması halinde mümkündür; bu durumda ise kamu yararına dayanılması her zaman isabetli olmayabilir.

Sonuç olarak, haklar arasındaki çatışmanın çözümünde belirleyici olan husus, somut olayın özellikleri çerçevesinde menfaatler dengesinin titizlikle kurulmasıdır. Kamu yararı ve kamunun üstün menfaati gibi ölçütlerin varlığı tek başına sorun teşkil etmemekle birlikte, bu kavramların geniş yorumlanması temel hak ve özgürlüklerin ölçüsüz biçimde sınırlandırılmasına yol açabilecektir. Bu nedenle, söz konusu kriterlerin dar yorumlanması ve her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekmektedir23.

E- UNUTULMA HAKKININ KULLANILMASI VE BAŞVURU YOLLARI

1- İlgili Kişinin Veri Sorumlusuna Başvurusu

İlgili kişilerin, arama motorlarında ad ve soyadlarıyla yapılan aramalar sonucunda elde edilen içeriklerin indeksten çıkarılmasına yönelik taleplerinin değerlendirilmesinde, KVKK’da öngörülen usul ve esasların izlenmesi zorunludur. Bu kapsamda, unutulma hakkına dayalı başvurularda ilgili kişilerin doğrudan Kuruma şikayet yoluna gitmeden önce, Kanun’un 13. maddesi uyarınca veri sorumlusuna başvuruda bulunmaları bir ön koşul niteliğindedir. Kanun’un 13. maddesi uyarınca ilgili kişi, Kanun’un uygulanmasına ilişkin taleplerini yazılı olarak veya Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen diğer yöntemlerle veri sorumlusuna iletmekle yükümlüdür. Veri sorumlusu ise kendisine iletilen başvuruları, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve her halükarda en geç otuz gün içerisinde ücretsiz olarak sonuçlandırmak zorundadır. Bununla birlikte, işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde Kurul tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.

Veri sorumlusu, başvuruya konu talebi kabul edebileceği gibi, gerekçesini açıkça ortaya koymak suretiyle reddedebilir. Her iki durumda da verilen karar, ilgili kişiye yazılı veya elektronik ortamda bildirilmektedir. Talebin kabul edilmesi halinde veri sorumlusu tarafından gerekli işlemler ivedilikle yerine getirilir. Öte yandan, başvurunun veri sorumlusunun hatasından kaynaklanması durumunda tahsil edilen ücretin ilgili kişiye iade edilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, anılan maddeye dayanılarak hazırlanan Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ24, başvuru yöntemleri, başvuruda bulunması gereken asgari unsurlar ile veri sorumlusunun cevap verme yükümlülüğüne ilişkin detaylı düzenlemeler içermekte olup, ilgili kişilerin başvuru sürecinde izlemeleri gereken usulü somutlaştırmaktadır25.

2- Kişisel Verileri Koruma Kuruluna Şikayet

İlgili kişiler, veri sorumlusuna başvuru şartını yerine getirmelerinin ardından Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikayette bulunabilmektedir. Bu doğrultuda, KVKK ‘nın 14. maddesi uyarınca; başvurunun veri sorumlusu tarafından reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması veya süresi içerisinde cevap verilmemesi hâllerinde şikayet yolu gündeme gelmektedir. Anılan düzenleme kapsamında ilgili kişi, veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ve her halükarda başvuru tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Kurul’a şikayette bulunma hakkına sahiptir. Bununla birlikte, Kanun’un 13. maddesinde öngörülen veri sorumlusuna başvuru yolu tüketilmeden Kurul’a şikayet yoluna başvurulması mümkün değildir. Bu yönüyle veri sorumlusuna başvuru, şikayet sürecinin ön koşulu niteliğini taşımaktadır.

Öte yandan, Kanun’un 14. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, kişilik hakları ihlal edilen ilgili kişilerin genel hükümler çerçevesinde tazminat talep etme hakları saklı tutulmuştur. Dolayısıyla Kurul’a yapılacak şikayet, ilgili kişilerin yargı yoluna başvurma imkanını ortadan kaldırmamaktadır.

Sonuç olarak unutulma hakkı kapsamında ileri sürülen talepler bakımından izlenecek usul, öncelikle veri sorumlusuna başvuru yapılması ve akabinde gerekli şartların oluşması halinde Kurul’a şikayette bulunulması şeklinde iki aşamalı bir mekanizma olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu süreç, ilgili kişilerin hak arama özgürlüğü ile veri sorumlularının yükümlülükleri arasında dengeli bir yapı tesis etmeyi amaçlamaktadır26.    

F- SONUÇ

Dijital teknolojilerin gelişimiyle birlikte kişisel verilerin kalıcılığı ve erişilebilirliği artmış; bu durum bireylerin geçmişleriyle sürekli olarak karşı karşıya kalmasına neden olarak özel hayatın gizliliği ve kişilik hakları bakımından yeni koruma mekanizmalarını gerekli kılmıştır. Bu ihtiyacın bir yansıması olan unutulma hakkı, bireyin kişisel verileri üzerindeki denetimini yeniden tesis etmeyi amaçlayan ve veri koruma hukukunun önemli bir unsuru haline gelen bir haktır.

Türk hukukunda unutulma hakkı, müstakil bir hak olarak açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte, Anayasa’nın 20. Maddesi, 6698 sayılı Kanun’un 4, 7 ve 11. Maddeleri ve Yönetmeliğin 8. maddesi çerçevesinde dolaylı olarak güvence altına alınmıştır. Bu kapsamda kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi, anonim hale getirilmesi ve özellikle arama motorları bakımından indeksten çıkarılması, unutulma hakkının somut görünüm biçimlerini oluşturmaktadır. Nitekim yargı kararları ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu uygulamaları da bu hakkın Türk hukukunda işlevsel bir şekilde uygulandığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte unutulma hakkı, mutlak bir hak niteliği taşımamakta; özel hayatın gizliliği, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve kamunun bilgiye erişim hakkı ile çatıştığı durumlarda bir denge kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu dengenin sağlanmasında ise somut olayın özellikleri belirleyici olup, özellikle bilginin güncelliği, kamu yararı taşıyıp taşımadığı, doğruluğu ve ilgili kişinin kamusal konumu gibi kriterler dikkate alınmaktadır.

Öte yandan bu hakkın etkinliği, yalnızca maddi hukuki düzenlemelere değil, aynı zamanda öngörülen usuli mekanizmalara da bağlıdır. Bu çerçevede ilgili kişilerin öncelikle veri sorumlusuna başvurarak taleplerini iletmeleri, akabinde gerekli şartların oluşması halinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikayet yoluna gitmeleri gerekmektedir. Ayrıca, kişilik haklarının ihlali söz konusu olduğunda genel hükümler kapsamında yargı yoluna başvurulabilmesi de mümkündür. Bu iki aşamalı yapı, hem bireyin hak arama özgürlüğünü hem de veri sorumlusunun yükümlülüklerini dengeleyen bir sistem ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, unutulma hakkı kişiye geçmişinden tamamen kopma imkanı tanıyan sınırsız bir yetki değil; belirli şartlar altında, kişilik haklarının korunmasını sağlayan ve hukuki denge gözetilerek uygulanması gereken hukuki bir araçtır.

  1. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Unutulma Hakkının Arama Motorları Özelinde Değerlendirilmesi Rehberi (KVKK Yayınları No: 73 2025) 10. ↩︎
  2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/4-56 E., 2015/1679 E. ve 17.06.2015 tarihli kararı ↩︎
  3. Aynı doğrultuda; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2022/600 E. 2024/11755 K. ve 28.11.2024 tarihli kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2021/19113 E. 2024/7929 K. ve 19.9.2024 tarihli kararı ↩︎
  4. Av. Ülkü Aslantepe, Kişisel Verilerin Korunması Kapsamında Unutulma Hakkı (2022) 96 (1) İstanbul Barosu Dergisi 191, 196. ↩︎
  5. ABAD (2014). Google İspanya SL v. Agencia Espanola de Protecci (AEPD-İspanya Veri Koruma Ajansı), C 131/12 (Avrupa Birliği Adalet Divanı 13 Mayıs 2014). ↩︎
  6. KVKK Rehberi (n 1) 14. ↩︎
  7. Canberk Yıldırım, Kişisel Verilen Korunması Hukuku Kapsamında Unutulma Hakkı (2019) 98 (5) İstanbul Barosu Dergisi 60, 63. ↩︎
  8. Gökhan Tok, “İnternette Unutulma Hakkı”, (Yayımlanmamış Yl. Tezi) (2020) Ankara Üniversitesi. ↩︎
  9. Bkz. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 2018/3164 E. 2018/8234 K. ve 5.7.2018 tarihli kararı, Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 2019/28161 E. 2020/13552 K. ve 2.11.2020 tarihli kararı, Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 2020/2249 E. 2021/1700 K. ve 17.2.2021 tarihli kararı. ↩︎
  10. Can Ferhunde, Türk Ceza Hukuku Kapsamında Unutulma Hakkı (2023) 5 (2) Kişisel Verileri Koruma Dergisi 4-5. ↩︎
  11. Kişilerin Ad ve Soyadı ile Arama Motorları Üzerinden Yapılan Aramalarda Çıkan Sonuçların İndeksten Çıkarılmasına Yönelik Talepler ile ilgili olarak Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 23/06/2020 Tarihli ve 2020/481 Sayılı Kararı | Kişisel Verileri Koruma Kurumu ↩︎
  12. Kurul. Kişisel Verileri Koruma Kurulu. K.2020/481 (23/06/2020). tarihli ve 2020/481 sayılı Kararı ↩︎
  13. Seray Nalbantoğlu, Bir Temel Hak Olarak Unutulma Hakkı (2018) 9 (35) TAAD 585. ↩︎
  14. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Times Newspapers Ltd. v. Birleşik Krallık (no: 1 ve 2), (no: 3002/03 ve 23676/03, § 27, AİHM 2009) ↩︎
  15. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı. AİHM İkinci Daire Ahmet Yıldırım v. Türkiye Başvuru No:3111/10. http://www.inhak.adalet.gov.tr/ara/karar/ ahmetyildirim.pdf, syf 17, E.T. 18 Aralık 2012. ↩︎
  16. Nalbantoğlu (n 11) 585-586. ↩︎
  17. Zeynep Hazar, “Basın Özgürlüğü ve Ulusal Güvenlik” (2017) 17 (1-2) Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 1528. ↩︎
  18. James Crisp. “Right to be forgotten does not trump media freedom, EU claims.” Euractiv.com, https://www.euractiv.com/section/uk-europe/news/right-to-be-forgotten-does-not trump-media-freedom-eu-claims/, E.T. 30 Temmuz 2014 ↩︎
  19. Nalbantoğlu (n 11) 586-587. ↩︎
  20. Steven C Bennet, “The Right to be Forgotten: Reconciling EU and US Perspectives”. 30 Berkeley J. Int’l L, 2012. ↩︎
  21. Article 29 Data Protection Working Party, “Guidelines on the Implementation of The Court Of Justice of the European Union Judgment on “Google Spain and Inc v. Agencia Española De Protección de Datos (AEPD) and Mario Costeja González” C-131/12”, 14/EN WP 225, 26 Kasım 2014 ↩︎
  22. A. Özocak, “Sanal Ortamda Unutulmak Bir Hak Mı?” [Röportaj] Türkiye Bilişim Derneği, Bilişim Dergisi, Ocak 2014. ↩︎
  23. Nalbantoğlu (n 11) 587. ↩︎
  24. https://mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=24455&mevzuatTur=Teblig&mevzuatTertip=5 ↩︎
  25. KVKK Rehberi (n 1) 35-36. ↩︎
  26. KVKK Rehberi (n 1) 36-37. ↩︎

Tags: